KİTAP ÖNERİLERİ

“Seyrek Okur” un Kitap Seçme ve Okuma Macerası

İtiraf etmeliyim ki uzun süredir kitap okumuyordum belki bahane belki de isteksizlikten midir bilmiyorum ama bir türlü fırsat bulamıyordum.

Yakın zamanda bir tanıdığımıza misafirliğe gittimde misafirliğe gittiğim ev sahibinin oğlu olan Ali (Misafirliğer gittiğim abimin ismi de Ali) bana çok hoşuma giden bir süpriz yaptı ve ” bu eve gelen misafirler kütüphaneden ödünç kitap alırlar ve kitabı okurlar” dedi. Bu yaklaşım benim çok hoşuma gitti açıkcası. Daha önce kitap değişimi yaptığım kişiler olmuştu ama misafirliğe gittiğim bir yerde ilk defa kitap hediye ediliyordu.

Bunun üzerine kütüphaneye göz gezdirmeye başladım ve gerçekten de kütüphane çok zengindi. Bu durum ayrıca hoşuma gitmişti. Sonrasında kitaplara göz gezdirmiştim ama açıkcası bir karar da verememiştim. Sonra benim kararsız kaldığımız anlamış olacak ki Ali “isterseniz ben seçeyim” dedi. Ben de güzel fikir “bakalım bana hangi kitabı seçeceksin?” dedim ve kütüphaneden Leo Huberman’ın Feodal Toplumda Yirminci Yüzyıl isimli kitabını verdi.

Neden bana o kadar kitap arasından bu kitabı seçip verdiğini bilmiyorum. Acaba benim hakkımda ne düşündü ki o kitabı bana seçip verdi. Bunu da ilerleyen dönemlerde kendisine sorarım. Ama kitap benim de hoşuma gitmişti (itiraf ediyorum kitabın sonundaki sayfada 332 numarasını görmüş olmam bunda etkili oldu.)

Kitap toplamda dört nedenden dolayı hoşuma gitti. Birincisi evine gelen misafire Ali’nin bir hediye verilmesi, ikincisi verilen hediyenin kitap olması, üçüncüsü de dijitalleşen dünyada artık her şeyin internetten okuduğu bir dönemde insanların kitap okumaya özendirilmesi çok anlamlıydı. Bir diğer anlamlı olan konu ise bunun genç bir kişiden geliyor olmasıydı. Demek ki gençlikte hala umut var ve okuyan bir nesil geriden geliyor.

Ben de kitabı okumaya koyuldum. Bu arada Ali zaman zaman beni arıyor takip de ediyor “Abi kaçıncı bölümdesin? Hadi, çok yavaş ilerliyorsun” gibi telkinlerde bulunuyor. Açıkcası bu da çok hoşuma gitti kitabı okunması için veriyor verdiği kitabın da okunup okunmadığını da takip ediyor bu da çok şık bir hareket.

Velhasılı kitabı okumaya başladım. Yukarıda saydığım hoşuma giden tüm sebepler bana kitabı büyük bir ciddiyetle ve konsantrasyonla okumam gerektiği düşüncesine soktu. Kitabı artık yanımda taşıyorum. Toplantıya girmeden önce eğer 15 dakika varsa kitabı açıp bir kaç sayfa okumaya çalışıyorum. Gece yatmadan önce de okumaya başladım.

Bilmiyorum belki de yeniden pdf dökümanlarını değil de kitabın kendisini okuma alışkanlığımı geri kazanırım. Kitabın şu anda 36. sayfasında 3. bölümündeyim ( Ali, eğer yazıyı okursan yerimi de belli etmiş olayım 🙂 ) sanırım yeteri kadar hızlı gidemiyorum ama kendimi değerlendirdiğimde fena gitmediğini söyleyebilirim.

Kitabı okuduktan sonra da kitap ile ilgili bir özet yazmayı düşünüyorum. Bakalım kitap ile ilgili neler ortaya çıkacak.

İlk iki bölümüne bakarsan tespitlerim daha çok feodal yapı ve toprak yapısı aynı zamanda Lordların ve kralın ekili araziler ve çiftlikler üzerindeki hakimiyetini anlatıyor. Bu dönemde insanların sadece karınlarını doyrmak için Lordlara ve krallara çalıştığını aynı zamanda çiftlikta çalışan insanların da hane sahibinin değişmesiyle birlikte yeni gelen hane sahibine biat ettikleri adaletsiz bir dönemden bahsediyor.

Yine dönemde kilisenin ne kadar toprak zengini olduğunu  ve bir dönem sonra en büyük toprak sahibinin kiliseler olduğundan bahsediyor kitap. Çünkü krallar ve soylular sürekli olarak kiliseye toprak bağışlıyorlar o dönemde. Sonra kitabın yazarına göre kilise ana işi olan yardım ve din işlerinden çıkarak büyük bir ticarethaneye ve insanları sömüren toprak zengini bir yapıya dönüşüyor. Öyle ki klise yönetiminde olmak lord veya sarayda olmaktan daha prestijli bir hale geliyor.

Bu dönemde yine Müsümanların Avrupalıların zenginleşmesindeki etkisinden bahsediyor. O dönemde doğu çok modern ve zengin batı ise daha cahil ve geride kalmış. Kudüse yapılan ve başarısız olan haçlı seferleri yol üzerinde gidip gelen askerlerin doğudaki zenginlikleri batıya getirmesi ve bu dönemde oluşan yeni ticaret yollarından bahsediliyor. Yani haçlı seferine gidenler yeni ticaret yolları oluşturmuşlar ve yeni dönemin zengin avrupası o dönemdeki haçlı seferleri ile atılmış.

Kitabın tamamını okuduktan sonra genel bir özeti de ayrıca yazacağım 🙂

Devamını Göster

Cenap Coskun

Dijital Medya sektöründe 6 yıllık deneyimi ve Satış konusunda 9 yıllık deneyimi ile çalışmakta olan Cenap Coşkun Bilgi Üniversitesi Yüksek Lisans (MBA) mezunudur. Cenap Coşkun Kariyer.net, UZMANTV'de Reklam Satış Grup Müdürü ve Tasit.com’da Reklam Satış Direktörü görevini üstlenmiştir. Son olarak arabam.com'da Reklam Satış Müdürü Pozisyonunda çalışmaktadır. Cenap Coşkun hakkında detaylı bilgi için kişisel blog’unu inceleyebilirsiniz. www.cenapcoskun.com Cenap Coşkun ile iletişime geçmek isterseniz bilgi@kucukisletmeler.com adresine mail gönderebilirsiniz.

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close
Close
Theoren Fleury Jersey